Müftülük Haberler

Edirne Müftülüğü BASIN AÇIKLAMASI

Edirne Müftülüğü BASIN AÇIKLAMASI
Bu haber 08 Şubat 2017 - 15:26 'de eklendi ve 310 kez görüntülendi.

BASIN AÇIKLAMASI

“ÇOCUKLARIMIZA DİN EĞİTİMİ MUTLAKA VERİLMELİDİR VE BUNUN VERİLECEĞİ YER MEKTEPLERİMİZDİR.”[1]  (OKULLARIMIZDIR)                            MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 

Edirne İl Müftüsü Emrullah Üzüm; Din ve inanç hürriyeti bakımından insanların seyahatlerinin sınırlandırılması, bir sıkıntı meydana getirecektir. Tabi ki bu uluslararası politikalarla alakalıdır, dini yönüyle insanların mutlaka seyahat özgürlüklerinin korunması gerekiyor. Zannediyorum ki bu geçici bir durumdur şu ana kadar bu tür uygulamalar sürekli devam etmedi bundan sonra da devam etmeyecek kanaatindeyim. Bireyler suçu ispat edilene kadar suçsuz kabul edilirler. Bu Evrensel Hukuk kuralıdır, İslam hukukunda da böyledir. Aynı zamanda herhangi birisinin suçundan dolayı başka birisi suçlanamaz.

Barış anlamına gelen İslam diniyle terör hiçbir zaman yan yana kullanılamaz. Çünkü İslam Dininin hakikati ve inancı terörü reddeder asla kabul etmez. Bütün akıl ve vicdan sahibi tüm insanlık barışın yanında olmalıdır. İnsanların farklılıkları zenginlikleridir. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de Hucurat suresi 13. Ayet-i Kerimesinde “Ey İnsanlar! Doğrusu biz sizi bir erkek ve dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’nun emir ve nehiylerine dikkat ederek en ziyade uyanınızdır. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.” Buyurmaktadır. Bütün ağaçlar ıhlamur ağacı olsaydı dünya bu kadar güzel ola bilir miydi? Tıpkı bunun gibi farklılıklarımız bizim zenginliğimiz ve güzelliğimizdir. Bu farklılıklarımıza saygı göstermemiz gerekiyor. Dinimiz bizden farklılıklarımızı korumamızı istiyor dedi.

İl Müftüsü Üzüm; Allah insanlığı aydınlatmak için hak peygamberlerini ve kitaplarını göndermiştir. İnsanlar bu kitapları tahrif etmiş, peygamberlerini yalanlamış, dinlerini bozarak heva ve heveslerine uydurmaya çalışmışlardır. Nihayet ahir zaman peygamberi Hz. Muhammed (AS) gelmiş ve ona indirilen kitabımız Kur’an-ı Kerim kıyamete kadar Allah tarafından korunacağı kesinlikle haber verilmiştir. İslamiyet’in kıyamete kadar devam edecek tevhit inancı ve son Peygamber Hz. Muhammed (AS) efendimizin Sünnet-i Seniyye’si ona yönelen insanlık âlemini barışa ve huzura götürecektir. Hiçbir zaman terör, zulüm ve haksızlıklar mahşer-i vicdanda itibar görmeyecektir. Yeter ki vahiy bilgisini yani Kur’an ve Sünneti insanlık âlemine doğru bir biçimde ulaştıralım.” Dedi.

İl Müftüsü sözlerine şöyle devam etti; Sevgili Peygamberimiz (SAV) Veda Hutbesinde “"Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah’ın kitabı Kur an-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir.” buyurmuşlardır. Sevgili Peygamberimizin bu emanetlerinin değerini çok iyi bilen Mustafa Kemal Atatürk, Kur’an-ı Kerim’in tefsirini Elmalılı Hamdi Yazır’a yaptırarak ve sahih Hadis-i Şeriflerden müteşekkil olan Sahih-i Buhari’nin şerhini de tercüme ettirerek aziz milletimize ve dünyaya bu mesajı vermiştir. Osmanlı’nın bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milleti Kur’an ve Sünnet-i Seniyye ile sımsıkı buluşmalı, ahlaken ve ilmen muasır medeniyetlerin seviyesinin üzerine çıkmalıdır” mesajını vermiştir. Çünkü bireyin ve toplumun hayatını inşa eden vahiy bilgisinin (Kur’an ve Sünnetin) kesinlikle alternatifi yoktur. Bu vahiy bilgisinin yerine başka değerleri koyarak denemeler yapan bireyler ve toplumlar ahlaki yozlaşmaya, ruhi bunalıma, ailenin çözülmesine ve dağılmasına, toplumun iç güvenini yitirmesine ve bütün değerlerin kaybedilmesine mahkûm olurlar. Dünya ve biz bu acı tecrübeleri çok yaşadık.  Sonunda insanlığın ortak aklı mutluluğun yegâne yolunun tevhit inancı ve Allah’a itaate bağlı olduğunu anlayacaklardır kanaatindeyim. Bu bakımdan diyorum ki; Mustafa Kemal Atatürk şu anda hayatta olsaydı bu vahiy bilgisini (Kur’an ve Sünneti) zorunlu dersler olarak örgün eğitim müfredatımıza mutlaka koyardı. O diyor ki: “Çocuklara Din Eğitimi mutlaka verilmelidir. Ve bu eğitimin verileceği yer okullarımızdır.”

                                                                                    EMRULLAH ÜZÜM 

                                                                                       İL MÜFTÜSÜ

 

 

 

[1] 1-Fahri Kayadibi, Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı, 2-Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi, 5/1736

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA