Denizli'de Müftü Aşık'tan, "vakıf Medeniyetinde Ramazan Ayı" Konferansı

müftü aşık'tan, 'vakıf medeniyetinde ramazan ayı' konferansı

06 - 12 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Vakıflar Haftası dolayısıyla Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün 80. Yıl Öğretmenevi'nde düzenlediği Vakıf Medeniyetinde Ramazan Ayı konulu konferansına Denizli Müftüsü Mehmet Aşık konuşmacı olarak katıldı.

Öğretmenevi'ndeki programa Vali Yardımcısı Halil Canavar, Merkezefendi Kaymakamı Dr. Adem Uslu, İl Müftüsü Mehmet Aşık ve eşi Hamiyet Aşık, Aydın Vakıflar Bölge Müdür Vekili Reşit Akçalı, İl Müftü Yardımcıları Hasan Hüseyin Palabıyık, Hamide Belgrat, Pamukkale Müftüsü Nihat Sevil, Merkezefendi Müftüsü Talat Özmet, Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü personeli, müftülük personeli ve İl’de faaliyet gösteren vakıf temsilcileri ile üniversiteli öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'yla başlayan program, Delikliçınar Yeni Camii Müezzin Kayyımı Ayet Çakır'ın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle devam etti.

Vakıf Medeniyetinde Ramazan Ayı konulu konferansında konuşan Denizli Müftüsü Mehmet Aşık, Bizim medeniyetimizi diğer medeniyetlerden ayıran en önemli alametlerden biri de vakıf medeniyetidir. Asrı saadet günlerinde birgün Peygamber Efendimiz (sav) mescidde ashabıyla sohbet ederken Âl-i İmrân Suresi 92’nci ayeti kerimesi, ‘Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe asla eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.’ nazil oldu. Bu âyet indiği zaman ensarın en zengini olan Ebû Talha (ra), Mescid-i Nebevî’nin karşısında bulunan en çok sevdiği Beyruhâ adındaki hurma bahçesini Allah yolunda infak etmek isteyince, Allah Rasülü (sav) bu davranışından dolayı onu överek ‘gerçekte kazandıran malın bu mal olduğu’nu belirttikten sonra ona bahçesini akrabaları arasında taksim etmesi tavsiyesinde bulunmuş; o da bu tavsiyeyi yerine getirmiştir. Hz. Ömer (ra) de en iyi malının Hayber’deki hissesi olduğunu söyleyerek onu Allah yolunda harcamak için ne yapması gerektiğini Peygamber Efendimize (sav) sormuş, o da ‘Aslını tut, meyvesini sadaka ver’ buyurmuştur. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra), geliri gereken yerlere harcanmak üzere o bağı vakfetmiştir. Vakıf medeniyetimizin temelini oluşturan bu tür davranışlar asrı saadet döneminde daha çokça örnekleri vardır.” dedi.

Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’in (sav) hadislerinde çokça yer alan infakın öneminden dolayı vakıf medeniyetinin doğduğunu dile getiren Müftü Aşık konuşmasına şöyle devam etti; “Bir ayeti kerimede de, ‘Ey iman edenler! Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.’ buyrulmasındaki asıl anlatılmak istenen Allah’ın yardıma ihtiyacı bulunmadığı kesin olduğuna göre ‘Allah’a yardım’, mecazi olarak O’nun dinine, kitabına ve peygamberine yani Din-i Mubini İslam için yapılan her türlü infak demektir. İnfak eden kişinin bu davranışı malını değil de Allah’ı daha çok sevdiğinin en büyük göstergesidir. Onun için infak, kişiye dünyada büyük bir mutluluk ve huzur kazandırır. Geçmiş tarihimize baktığımızda medeniyetimizin bir vakıf medeniyeti olduğu görülür. Ecdadımız sayılamayacak kadar eserler yapmış hatta bir kısmı bugün de aynı şekilde hizmet vermektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse; hanlar, hamamlar, kervansaraylar, şifahaneler, darul acezelerin yanında fakirlere yardım dağıtma vakfı, yetim öğrencileri giydirme vakfı, bekar kızlara çeyiz hazırlama vakfı gibi daha niceleri mevcuttur. Bu vakıflar sayesinde birlik, beraberlik ve kardeşlik anlayışı hakim olmuş, toplumun huzur kaynağına vesile olmuş ve bu sayede medeniyetimiz asırlardır varlığını devam ettirmiştir.”

Program davetlilere iftar yemeği verilmesiyle sona erdi.